Türkiye Cumhuriyeti

Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi Nezdinde Daimi Temsilciliği

Temsilcilik Duyurusu

Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün Birleşmiş Milletler’in Kuruluşunun 68. Yıldönümü Münasebetiyle Yayımladıkları Mesaj , 24.10.2013

Ülkemizin de kurucuları arasında bulunduğu Birleşmiş Milletler (BM) Örgütü’nün 68. kuruluş yıldönümünü kutlamaktayız.

BM, uluslararası barış ve güvenliğin korunması, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması ve insan haklarının güçlendirilmesi temel hedefleri doğrultusunda norm oluşturan ve uluslararası meşruiyeti temsil eden tek küresel örgüt olma özelliğini korumaktadır.

Kuruluşundan bu yana uluslararası planda yaşanan gelişmeler, ortaya çıkan yeni risk ve tehditler ile bunlarla baş etmek için ihdas edilen yeni kavram ve araçlar nedeniyle BM’nin gündemi günümüzde, uluslararası barış ve güvenliğin korunmasından mültecilere, iklim değişikliğinden insan haklarına, bilim ve teknolojiden kalkınmaya uzanan geniş bir yelpazeyi kapsar hale gelmiştir. BM sistemi içerisinde yer alan uzmanlık kuruluşları sözkonusu alanlarda önemli faaliyetler yürütmektedir.

21. yüzyılın sınamaları devletler arasında birçok alanda daha fazla eşgüdüm ve istişareyi zorunlu kılmaktadır. Bu anlamda, 193 ülkeyi bünyesinde bulunduran BM Genel Kurulu, tüm devletlere seslerini duyurma imkanı sağlayan bir önemli forum özelliği taşımaktadır.

Günümüzde BM, en büyük sınamayı uluslararası barış ve güvenliğin korunması alanında yaşamaktadır. Esasen BM’nin kurulduğu 1945 yılından bu yana uluslararası sistemde köklü değişiklikler meydana gelmiştir. Günümüzde sona erdirilemeyen iç çatışmalar, uluslararası barış ve güvenliğe yönelik en büyük tehdidi oluşturmaktadır.

Bu yılki Genel Kurul hitabımda vurguladığım üzere, uluslararası barış ve güvenliğin muhafazası için harekete geçme yeteneğine sahip; güvenliği, adaleti ve insanların temel hak ve özgürlüklerini koruyabilen; güçlü, etkin ve güvenilir bir BM'ye ihtiyaç duyulmaktadır. Birleşmiş Milletlerin, bugün Suriye’de yaşanan büyük insanlık trajedisi gibi, küresel vicdanı derinden sarsan krizlere daha etkin müdahalede bulunması, örgütün kuruluş felsefesinin ve amacının bir gereği olarak ortaya çıkmaktadır.

BM Şartıyla üye ülkeler tarafından barış ve güvenliğin korunması konusunda üzerine sorumluluk yüklenen Güvenlik Konseyi’nin; temsil niteliği daha yüksek, daha etkin, işlevsel ve hesap verebilir bir niteliğe kavuşmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu anlayıştan hareketle, BM reformu sürecini destekleyen öncü ülkelerden biri olmayı sürdüreceğiz.

Türkiye, BM’nin ve temsil ettiği değerlerin güçlü bir destekçisi olagelmiştir. Barışı koruma ve inşa, arabuluculuk, kalkınma, çevre, medeniyetler ittifakı gibi alanlarda BM çatısı altında öncü roller üstlenen ülkemiz, BM’nin bütçesine olan zorunlu katkısını da 2013 yılı itibariyle iki katına çıkarmış ve böylece BM zorunlu bütçesine en fazla katkıda bulunan ülkeler arasında daha da üst sıralara yükselmiştir.

BM faaliyetlerine artan katkımız doğrultusunda, İstanbul’un BM bakımından bir merkez haline dönüştürülmesi düşüncesi de BM’ye yönelik politikamızın unsurlarından birini teşkil etmekte olup, bu yönde ciddi adımlar atılmaktadır. Nitekim BM Kalkınma Programı Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölgesel Merkezinin İstanbul’a taşınmasına ilişkin anlaşma, BM 68. Genel Kurulu sırasında imzalanmıştır.

İnsani diplomasi Türk dış politikasının temel bir önceliği olma özelliğini korumaktadır. Türkiye geçtiğimiz yıl en büyük dördüncü resmi donör olmuştur. Türk STK’larının sağlık, eğitim ve kapasite inşası alanlarındaki katkılarıyla birlikte, Türkiye’nin toplam insani yardımları yıllık 2 milyar Dolar’a ulaşmaktadır. Türkiye ayrıca, 2016 yılında ilk kez gerçekleştirilecek Dünya İnsani Zirvesi’ne evsahipliği yapacaktır.

Tüm bu nitelikleriyle Türkiye, 2015-2016 döneminde BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine adaydır. Seçildiği takdirde ülkemiz, Güvenlik Konseyi’ne herkesi dinleyen ve mevcut sorunlara diyalog yoluyla kapsamlı ve kalıcı çözümler bulmaya çalışan bağımsız bir ses getirecektir.

Birleşmiş Milletler Örgütünün çabalarının dünyamıza barış ve huzur getirmesi dileğiyle, 24 Ekim Birleşmiş Milletler Günü’nü kutluyorum.